30 Temmuz 2010 Cuma

Bir Gizem Klasiği..

r


Heyooo yine bir abuklukla karşınızdayım :)...Sakin sakin bir haber okuyayım dedim..Yine yaptım yapacağımı...Aslında haber üzücü ama benim durumum komik...Uzun uzun yazmaya gerek yok..

Haber Başlığı: ''Tek yumrukta can verdi''

Peki ben ne okudum? : '' Tek yumurtaya can verdi''

Üzerine yapılan yorum: ''Allalla nasıl olmuş ki o öle..Daha ne kadar acaip haberler okuyacağız acaba?

Haber açıldıktan sonraki tepki: ''Aaaa ay Gizeeeem hihohohoho '' :):)


22 Temmuz 2010 Perşembe

Kitap Aldım Yupiiii....

Aman da amannn!Gizem yepyeni kitaplar almış...Dün akşam serviste çok sıkıldım biri feci halde ter kokuyordu artık dayanamıcaktım ve kendimi trafiğe kapalı caddenin orda dışarı attım:) Kitapçı Amca'ma bir uğrayayım dedim ama aaaaa o da ne tatile çıkmış bizim amca..Tanımadığım biri var...''Buyrun yardımcı olayım hanımefendi'' dedi..''Mmmm ben kitap alacaktım ama Mustafa Amca bana indirim yapıyordu'' dedim...''Aşkolsun hanımefendi madem Mustafa Abi size indirim yapıyormuş biz de yardımcı oluruz'' dedi...Ben de havalara uçtum :)...Tabii ki o dakikadan itibaren adam benimle ilgilendiğine pişman oldu...''Şu var mı bu var mı? Mustafa Amca getircem demişti getirmemiş mi? Fiyatı nedir? Sizce onu mu alıyım bunu mu?''...Sorularımla adamı yedim bitirdim...Mustafa Amca'nın kızı da oradaydı ve kız bana gıcık oluyor nedense anlam veremiyorum(kadınların benimle derdi var)..Sonunda 4 tane bebişimle ordan ayrıldım...

Khaled Hosseını-Bin Muhteşem Güneş
Yazarın Uçurtma Avcısı kitabından çok etkilenmiştim...Ve bu kitabıda merak ediyordum...

Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna
Övgülere dayanamayıp aldım :)

Sinan Akyüz-Sevmek Zorunda Değilsin Beni
Kuzenim çok fazla şiddetle oku oku oku diye başımın etini yedi ben de ''e alıyım bari'' dedim

Zülfü Livaneli-Son Ada
Livaneli'nin kitaplarını seviyorum...Huzur veriyor bana...

Eve geldiğimde ağzım kulaklarımda, aklım geride bırakıp alamadığım bebişlerimdeydi...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Edgar Sawtelle'nin Öyküsü..


2 saat önce Yahudi Efendi'yi bitirdim...Bazı kitapları bitirdiğinizde üzülürsünüz ya...Kitabı kapattığımda üzüldüm..Adam'ın gittiği ülkelere ben de gittim...Yaşadıklarını ben de yaşadım..Onun Tanrı'yı arayışı beni çok etkiledi...Ait olmak istiyor ama olamıyor...''Onlar Tanrı'ya inanmıyorlardı.Ben en azından Tanrı'ya inanmak için bir sebep ve yol arıyordum'' diyor mesela...Ben de diğer arkadaşlarım gibi olaylardan pek bahsetmek istemiyorum...O yüzden şiddetle tavsiye ediyor ve okumanızı umuyorum...


Edgar Sawtelle'nin Öyküsü'nü D&R'dan çok uygun bir fiyata almıştım...3 aydır kitaplığımda bekliyordu...

Edgar Sawtelle doğuştan dilsiz bir çocuk...Ailesi ile birlikte çiftliklerinde yaşamaktadır...Aile köpek yetiştirmektedir ve bu köpekler Edgar'ın en iyi dostlarıdır...Huzur dolu bir yaşantıları vardır fakat Edgar'ın amcası bir gün çıkagelir ve işler değişir...Kısaca kitabın konusu bu...Kitabı almamdaki en büyük etken Stephen King'in yorumu olmuştur...Çok iddiali bir yorum..Aşşağıda Stephen King'in yorumunu koyu harfle yazdım...Bakalım ben nasıl bir yorumda bulunacağım merak ediyorum...


Arka Kapak:


'Ben Edgar Sawtelle'nin Öyküsü kitabını çok sevdim. Sadece çok iyi bir öykü okumuş bir okuyucunun yaşadığı bir deneyim ile kitabı kapattım: Evet, işte bitti, ben uzun bir süre boyunca başka bir iyi kitap buluncaya kadar artık okumayacağım… Sonunda, bu köpekler hakkında ya da Amerika'nın merkezi hakkında bir roman değildir—Edebiyat alanında derin bir Amerikan çalışmasıdır. Bu kitap insan kalbi hakkındadır ve orada yaşanan gizemler hakkındadır. Anlaşılırdır fakat bunu kelimelere dökmek olanaksızdır. Mükemmel, gizemli, uzun ve tatminkar: Bu kitabı alan okuyucular daha zengin bir dünyaya giriş yapacaklardır. Ben onların çıkacakları yolculuğu kıskanıyorum. Ben hayat çok kısa olduğu için neredeyse hiçbir kitabı yeniden okumam. Bu kitabı yeniden okuyacağım.'



—STEPHEN KING



'Hamlet oyununa benzerlikler içeren kitapta trajik bir olay ele alınmaktadır. Roman klasikler arasına girmeye aday bir yapıttır. Okuyucular nefes almadan son bölüme ulaşacaklardır.'


—Publisher Weekly




'David Wroblewski tarafından yazılmış olan Edgar Sawtelle'nin Öyküsü kitabı benim uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap! Bir aile, bir çocuk, köpekler ve bunlar etrafında gelişen olaylar kitabı bitirmek için gece boyunca uykusuz kalmama neden oldu. Siz de elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.'


—Liz Murpy, The Learned Owl Bookstore




'Sizin bu kitap hakkında çok fazla şey duyacağınıza eminim. Bu kesinlikle bir bestseller yapıttır ve eğer öyle olmazsa ben işimi hak etmiyorum demektir. Bu, muazzam, duygusal, kavrayıcı bir yapıttır…'

—Megan Sullivan, bookwarf.com




'Bu çok güzel yazılmış romanda, David Wroblewski insanlarla olduğu kadar köpeklerle de dolu olan bir dünya içinde, geçmiş ve gelecek arasında bir bağ kuruyor. Edgar Sawtelle'nin Öyküsü tutku dolu, okuyucuyu içine çeken ve derinlemesine şaşırtıcı bir başlangıçtır.'


—MARGOT LIVESEY

Çizilen Cümleler..







































































Yahudi Efendi'den....

Yoksa Bahçemin Eski Şanı...

Sabah sabah sizleri abuk subuk bir postla başbaşa bırakıyorum...Kardeşimle aramda geçen bir konuşma...Arada bir yanlış anladığım şarkı sözleri oluyor:)..Ne var yani herkes anlayabilir...:)


Gizem: Özge şurda ne diyo ya ben anlamıyorum...''YOK SABAH ÇEMİN eski şanı sebebi koparılan çiçekler''

Özge: Hayır! ''yoksa bahçemin eski şanı'' diyo..

Gizem: Tamam işte ordaki ''çemin'' ne ya?

Özge: puhahahaha yıhahahaha euhueheuheueh yıhyıhyıhıyhıyh kıhkıhkhıh eheheheheheheheeheh...

16 Temmuz 2010 Cuma

Yahudi Efendi..

Kayıp Sembol yaklaşık bir saat önce bitti...Evet klasik bir Dan Brown kitabıydı...Semboller, anlamlar, gizemler...Genel olarak beni tatmin etti...Başından itibaren heyecan içersinde okudum...Bu arada kitapta büyük bir ''şok'' var..Fakat son 20 sayfa yani o büyük şokun ardından sıkılmaya başladım...Sonu çok sembolikti, sevdim aslında...


Gelelim Yahudi Efendi'ye...Üstüste yabancı yazar okudum ve Türk yazar okumak istedi canım...Canan Tan'ın ''En Son Yürekler Ölür'' kitabını da arkadaşıma verdim ve bir arayış içersindeydim..Yahudi Efendi'yi Kitapçı Kız'ın tavsiyesi üzerine aldım ve merakla okumayı bekliyordum...


İçimde hem bir kitabı bitirmenin hüznü hem de yeni bir kitaba başlamanın sevinci var...Genelde kitaplar alınır ve kardeşim benden önce okur..Ben hep 2. el okurum:)...Ama bu sefer ilk ben okuyacağım...Yepyeni bir kitabı elime aldığımda kapağını kaldırmaya kıyamam nedense...O pürüzsüz görüntü kaybolacak diye üzülürüm...Tabii ki sonunda okuma isteğim ağır basar ve kitabın içinde kaybolurum...Birazdan kaybolacağım :)


Arka Kapak:

'Kendimi niye mi öldürmeye çalışıyordum? Ölmek istiyordum, çünkü Osmanlı padişahının küçük kardeşi olan babam Şehzade Vahiddedin'in Müslüman eşlerinden biri, ona bir erkek evlat doğurmuştu. Annemin tabiriyle bir jüdenfürst -bir İsrail prensi- oluşum, bana hiç teselli vermiyordu.'



Yahudi Efendi: Bir Osmanlı Hikâyesi


Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri...


Vahideddin'in meşru oğlu Ertuğrul'dan önce, Yahudi asıllı cariyelerinin birinden bir oğlu olur. Yahudi Efendi, çökmekte olan imparatorluğu, Cumhuriyet'in filizlendiği ilk yılları, dünyanın savaşlarla biçimlenen çehresini ve doğumundan itibaren huzurun peşinde koşan bir ruhun arayışlarım başarıyla anlatan, sarsıcı bir roman.


'Çok güzel ve sürükleyici bir kitap. Okumaya başladıktan sonra elimden bırakamadım. Osmanlı kültürü ve tarihini bilmeyen okurlar bile, Adam'ın olağanüstü öyküsü karşısında büyülenecekler.'
(Tanıtım Yazısından)

15 Temmuz 2010 Perşembe

Dağ Çileği Reçeli...


Bu muhteşem reçeli arkadaşımız Akçakoca'dan getirdi...Kavanoz ağzına kadar doluydu...3 kişi kısa sürede yarısından fazlasını yedik...O kadar yedik hiç baymadı bile..Şeker oranı mükemmel...Masada duruyor gidip gelip yiyoruz..Çileklerin minikliğini görebiliyor musunuz?...Ben reçel yemeye gidiyorum...Görüşürüz :):)

13 Temmuz 2010 Salı

Canımıniçi Kitaplarım-2...

Bayanlar baylar sevdiğim kitaplarla yeniden birlikteyiz :):)....Güldüğüme bakmayın bugün gıcıklığım üzerimde herkese bir surat bir surat...Birazdan geçer...Alışkın zaten millet benim bu hallerime...Biz konumuza dönelim bugün neredeyse yoldaki insanları çevirip bunları okuyun demek istediğim 2 kitabı paylaşacağım...


Elif Şafak'ı kimi çok seviyor kimi hiç sevmiyor...Gözlemlerim bunu söylüyor...Benim için ortada bir yazar..Mesela Aşk'ı hala okumadım...Seneye falan okurum herhalde:)...

Baba Ve Piç...Vurucu bir son (ben tahmin etmiştim)...Bir dönemi V.C Adrews ile geçirince tahmin etmek zor olmuyor...Birbiriyle içiçe gelişen olaylar...Biraz dikkatli okumak lazım..''Dur bir dakika ya bu kimdi, kimin nesiydi?'' dememek için:)..Okuyun..Okuyun...Okuyun...Pişman olmazsınız...







Sami Dündar; 17 Ağustos depreminde göçük altında kalıyor ve böylece azmin öyküsü başlıyor...Gerçekten de herşey bitiyor ve yeniden başlıyor...Sami Bey'in yaşadıkları beni o kadar etkilediki kendisine bir mail göndermiştim...Sanırın 2007 de okumuştum...Ve o tarihlerde beni görmeliydiniz...Herkese Sami Dündar'ı anlatıyorum...Artık fenalık gelmişti herkese ve açık açık söylüyorlardı:)..Sonra bana ''off sus artık tamam anladık'' diyenler gelip ''abarttın sanmıştık az bile anlatmışsın'' dediler...Bu adama hayranım...Kitabı elinize alın ve Sami Dündar'ın nasıl hayatta kaldığına tanık olun...

9 Temmuz 2010 Cuma

Canımıniçi Kitaplarım...

Selaaamm...Bugün herkese şiddetle tavsiye ettiğim kitapları paylaşmak geldi içimden...Madem kitap alıp paylaşamıyorum bende eskileri paylaşıyım değil mi ama?...En azından ilk etapta aklıma gelenleri..

İlk olarak;

Moskof Cariye Hürrem-Demet Altınyeleklioğlu

800 küsür sayfa ama hiç anlamıyorsunuz....Ben kitap okumayı sevmem diyenler bile hemencecik bitirdiler bu kitabı..Demet Altınyeleklioğlu o kadar sade anlatıyor ki...Kitabın içinde herşey var...Sevgi, ihtiras, ihanet, aşk, entrika, cinsellik, evlat sevgisi/acısı, gözü dönmüşlük, dostluk, arkadan vurma, aldatma, cinayet, iftira...Yazarımız aslında Hürrem'in bu kadar acımazsız bir kadına nasıl dönüşebildiğini kendi hayal gücüyle bizlere göstermek istemiş...Bir döneme damgasını vurmuş bir kadın o...Dünya'nın  en güçlü hükümdarı Sultan Süleyman'ın bile dizlerini titretecek kadar güzel...Bütün sarayı kandırabilecek kadar iyi oyuncu....Şeytan mı?..Melek mi?..Karar veremiyorsunuz....Tabii Hürrem'in hayatı yanında büyük bir keyifle saray atmosferinide bol bol içinize çekiyorsunuz...En iyisi siz bu kitabı okuyun...

İkinci kitabımızda

Uçurtma Avcısı- Khaled Hosseini

Bir dostluk romanı...Bir baba-oğul romanı...Emir ve Hasan Kabil'in Sultanları...Emir ağa oğludur...Hasan ise sevilmeyen azınlık  Hazaradır..Hasan'ın başına kötü bir olay gelir ve sonrasında evden ayrılırlar..Emir ve babasıda Sovyet İşgali'nin başlamasıyla Amerika'ya göç ederler..Ben burda susuyorum çünkü kaptırıp kitabı anlatabilirim...Sonuçta Uçurtma Avcısı beni çok etkileyen bir kitap..Okumayan varsa mutlaka okusun derim...


Bugünlük bu kadar...Aklımda daha bir sürü kitap var aslında ama onlarıda başka zaman paylaşırım artık...Fazla izleyicim yok ama takip edenler siz de bana sizi etkliyen kitapları söyleyin..''Gizem şu kitap acaip güzel beni benden aldı'' diyin...Sonra ben alıp okuyayım ne güzel olur...Hı! Olmaz mı?

6 Temmuz 2010 Salı

Yorumlarıma bişey oldu:(

Yapılan yorumlar mail olarak geliyor ama blogda gözükmüyor...Feci sinir oldum...Ne yaptıysam düzeltemedim..Acaba geçici bir sorun mudur?...Blog sana gıcık oluyorum şu anda...

İz Bırakan Kitap Cümleleri...

Facebook'ta tesadüfen bulduğum İz Bırakan Kitap Cümleleri grubu artık daha da büyüdü...Keyifle takip ettiğim ve paylaşımlarda bulunduğum grubun artık bir web sitesi var...http://izbirakankitapcumleleri.com/...
Bir girin bakın cümleler içinde kendinizi kaybedeceksiniz...Bu güzel fikrin sahibi Şehnaz'ın büyük ailesine siz de katılın...

Hershey's...Vazgeçilemeyen...

Bugün eve bir heyecanla geldim...Çünkü teyzem arkadaşıyla birlikte bize birşeyler göndermişti...Teyzem Amerika'da yaşıyor ve ne yazık ki kocasının rahatsızlığından dolay bu sene gelemeyecek :(....Bavulu gördüm ve gözlerim hemen çocukluğumun, ergenlik sivilcelerimin vazgeçilmezi Hershey's çikolataları aradı...Kocaman bir paket...Yuuppiiii.....


Hemen paketi açtım...Açar açmaz kokusu geldi zaten burnuma..O nasıl bir koku...O sırada anneannem geldi veeeeeeee ''ben onları bayramda açıcaktıııııııııııııımmmm'' demez mi?..Biliyordum ama dayanamadım :)..Her yaşlıda olduğu gibi benim pamuk anneannemdede saklama huyu vardır...


Küçük bir çocuk gibi hepsini sıraya dizdim..Ve tek tek yemeye başladım...Her zamanki gibi kırmızıyı sona sakladım..Ennnn çok onu seviyorum...Yarım saat fazla yüriyecek olmama sebep oldunuz ama yapacak birşey yok artık...Canım Hershey's lerimmmm....

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Büşra ve Gizem...

Kaç gündür yazmıyordum...Yazacak birşey yoktu da ondan...Şu anda da yazacak birşey yok aslında:)...Dün canım ciğerim Büşramla buluştuk...Büşra benim liseden arkadaşım...Tanışmamız aslında çok garip...Benim ortaokuldan çok çok samimi bir kız arkadaşım vardı...Onun arkadaşıydı Büşra..Bizde o sayede tanıştık ama kız da bir bilmişlik bir bilmişlik...Gel zaman git zaman...Bu benim çok çok samimi arkadaş bir baktık takmıyor bizi...Biz de kaldık mı başbaşa..Aman Allah'ım nasıl anlaşıyoruz...İşte dostluğumuzun temeli o zamanlarda atıldı...Geçenlerde ''Nihan'ın dünyaya geliş amacı bizi tanıştırmakmış'' diye bir cümle kurdu koparttı beni canım arkadaşım...

Biz görüştüğümüzde genelde Büşra konuşur...Sadece yemek yerken susar :)...Ama son zamanlarda çok durgun hep hasta hep şikayetçi...Neden?.Çünkü iş yerinde çok mutsuz bazen günde 12 saatten fazla çalışıyor.Ve ne zaman görüşsek (çalışma temposu yüzünden bu çok seyrek oluyor) bu böyle şu şöyle diye sitem ediyor..Ne birlikte sinemaya gidebiliyoruz ne yeni çıkan kitaplar hakkında konuşabiliyoruz :(...En son adam gibi birlikte vakit geçirdiğimiz zaman Tüyap Kitap Fuarı'ydı düşünün artık...Bir de benim doğumgünüm....Ona birazcık yeni çıkan kitapları falan anlattımda kızın yüzüne renk geldi :)...

Genelde kankiler birbirinie bezner ya biz hiç öyle değiliz...O koyu giyinir ben cıvıl cıvıl...O deri kaplı ajandalara, saman kağıt not defterlerine bakar ben en çiçekli böceklisi kalplisine...O karizmatik kalemler alır ben çocuk kalemleri alırım :)...Ama sevdiğimiz kitaplar, filmler, oyuncular hep aynıdır...İyi ki var...

Bu arada bir de Seda'm var..Onunla hikayemizi de başka zaman yazarım...

Güya yazacak birşey yoktu...Yalancı Gizem!...Gıcık Gizem! :):):)

NOT:Resimde benim doğumgünümü kutluyoruz...Ne yemiştik...Soldaki ben sağdaki Büşra...

1 Temmuz 2010 Perşembe

Yine bir garibim...

Yine insanlara gıcık olduğum bir dönemdeyim...O kadar sıkıldım ki olayları yazmak bile istemiyor canım...Zaten boğazımda ağrıyor...